« : 31 Ağustos 2007, 11:39:06 » |
|
Peder ve Bahadır Peder ve Bahadır ölmüşler.Cennetin kapısında onları bir melek beklemekteymiş.Melek sormuş; "Yaşadıgınız sürece ne günah işlediniz?"Peder hemen atlamış; "Ben sürekli Tanrı için dua ettim.Hayatım boyunca onun yolundan hiç çıkmadım"demiş.Bahadır ise; "Valla benim tek kötü huyum vardı oda çok hızlı araba kullanırdım"demiş.Peki demiş melek;"Peder sana cennetin gümüş anahtarını,Bahadır sana da cennetin altın anahtarını veriyorum".Peder bu duruma çok sinirlenmiş ve melege sormuş;"Ben hayatımı Tanrı ya adadım sürekli onun için dua ettim,şimdi bu çocuk niye benden üstün tutuluyor?" Melek cevap vermiş;"Peder sen vaaz verirken herkes uyuyordu ama Bahadır araba kullanırken herkes dua ediyordu" :hh: :hh: :hh:
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 01 Eylül 2007, 15:06:57 Gönderen: Y.ÜLKER »
|
Logged
|
|
|
|
|
« Yanıtla #1 : 31 Ağustos 2007, 11:54:30 » |
|
:hh: :hh: :hh: eline sağlık sabah sabah iyi geldi
|
|
|
|
|
Logged
|
Anlamadığım o kadar çok şey var ki Mesala aşk Aşkı tuhaf kılan kaybedildiğinde bulamayacağını bile bile aramak mı? Yoksa bir alışkanlık haline gelmesinden korkmak mı? Ayrılık olmasaydı belki her şey çok güzel olacaktı Ama ayrılık, mutluluk, hüzün, sevinç hepsi bizim için Nedendir bilinmez aşk niye vardır? Ama hayat aşkı yaşadığı kadardır.
|
|
|
|
« Yanıtla #2 : 31 Ağustos 2007, 13:33:42 » |
|
|
|
|
« Yanıtla #3 : 31 Ağustos 2007, 23:04:54 » |
|
:hihihihi: :hihihihi: güsel ya gerçekten .. teşekkürler
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
« Yanıtla #4 : 01 Eylül 2007, 14:55:48 » |
|
Pasaport Amerika'da zencinin biri pasaportunu kaybetmiş, aksilik ya, o gün de Türkiye'ye uçacak. Kara kara düşünürken yolda bir pasaport bulmasın mı... Hemen almış yerden, bir bakmış ki Leanardo di Caprio'nun pasaportu.
"Ne olursa olsun" demiş ve şansını denemeye karar vermiş. Çıkarmış Leonardo'nun fotoğrafını, kendi fotoğrafını yapıştırmış. Uçmuş Türkiye'ye, Atatürk Havalimanı'nda görevli gümrük memuru Temel'in karşısına geçmiş.
Temel almış pasaportu, adamın ismine bakmış: "Leonardo di Caprio", fotoğrafa bakmış, bir zenci, adama bakmış aynı zenci... Bir kaç şaşkın bakıştan sonra öbür masaya seslenmiş: - "Ula Cemal, bu Titanik batmış mıydı, yanmış mıydı?"
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
« Yanıtla #5 : 01 Eylül 2007, 19:48:21 » |
|
ilk fıkra harikaymışşşşş 
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
« Yanıtla #6 : 02 Eylül 2007, 10:19:25 » |
|
Cennette nikah Evlenme hazirligi icinde olan bir çift trafik kazasinda ölüp cennete giderler. Damat adayi durumu gorevli melege anlatarak evlenip evlenemeyeceklerini sordu. "Bir bakayim" dedi gorevli melek. Aradan 3 ay gectikten sonra gorevli melek magdur cifte sevincli haberi vermek için "Hersey ayarlandi. sizi evlendirebiliriz" dedi. "Sey... Biz dusundukde, acaba evliligimiz yurumezse bizi bosayabilirmisiniz ?" dedi damat adayi. Gorevli melek gok gürültüsü sesiyle son derece kizgin bir sekilde; "Siz manyak misiniz ??? Cennette bir imam bulabilmek icin 3 ayimi verdim. Avukat bulmak ne kadar surer tahmin edebiliyormusunuz?"...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
« Yanıtla #7 : 02 Eylül 2007, 11:49:10 » |
|
|
|
|
« Yanıtla #8 : 02 Eylül 2007, 11:49:50 » |
|
elıne sağlik bence guzel
|
|
|
|
|
Logged
|
  UNUTMA GÜLÜM HER DELİKANLININ BİR KIZ ARKADAŞI OLABİLİR AMA HER KIZIN DELİKANLI BİR SEVGİLİSİ OLAMAZ
|
|
|
|
« Yanıtla #9 : 03 Eylül 2007, 10:32:04 » |
|
kibir yok Nasreddin Hoca'ya yapilan sakalar tukenip bitmezdi. Aksehir'liler bir gun Hoca'ya takilir ve sorarlar. -Hocam senin evliyalar katinda ulu bir kisi oldugun soylenir asli var midir? Hoca'nin boyle bir iddiasi elbette yoktur ama bir kere soruldu ya cevaplar; -Her halde oyle olmali. -Boyle kisiler zaman zaman mucizeler gostererek bu ozelliklerini herkese kanitlar. Hoca madem kabullendin goster bir mucize gorelim! Hoca; -Pekala simdi size bir numara yapalim der karsisinda durmakta olan cinar agacina; -Ey ulu cinar cabuk yanima gel!... Tabii ne gelen agac var ne giden. Hoca yurumeye baslar agacin yanina varir. Aksehir'liler; -Ne oldu Hoca agaci getiremedin, kendin oraya gittin! diye gulunce, Hoca; -Bizde kibir yoktur, dag yurumezse abDal yurur der. ************************* Süper Bir Japon Sorusu... Saygin bir firmada yönetim, ise girmek isteyenlere bir soru sormus ve soruya en uygun cevabi veren kisiyi ise almislar. Bu soruda dogru veya yanlis cevap diye bir sey yok, sadece düsünce sistemi önemli. Soru şu: Karanlik yagmurlu bir gece, yagmur yagiyor, firtina var, gök gürlüyor ve siz sabaha karsi 02.00' de tek basiniza issiz bir yolda araba ile gitmektesiniz. Arabaniz iki kisilik. Biraz ilerde otobüs duraginda 3 kisibekliyor. Birincisi bir doktor, sizi daha önce geçirdiginiz kalp krizinden kurtarmis. Ikinci kisi, çok yasli ve hasta neredeyse ölmek üzere olan birisi. Üçüncüsü, hayatinizin rüyasi, her zaman tanismak için can attiginiz birisi. Hava gittikçe kötülesiyor ve arabanizda sadece bir kisiye yer var. Böyle bir durumda ne yapardiniz? Soruyu iyice düsünün ve en iyi cevabi verin. cevap vermeden alt bölümlere geçmeyin.) Görüsmecilerden bazilarinin cevabi söyle olmus: A. Hasta adami en yakin hastaneye götürürdüm B. Doktor daha önce hayatimi kurtardigina göre onu alirdim C. Manen düsünürsem tabi ki hasta adami alirdim fakat kendi gelecegim ve hayatim için, her zaman tanismak istedigim, hayatimin rüyasini alirdim. Burada dogru veya yanlis cevap diye bir sey yok sadece her bir kisinin durumu algilayisi ve ele alisi var. Bu görüsmede cevaplarin % 90'i "yasli adami alirdim" olmus; ama sadece bir kisiyi ise almislar. O kisinin cevabi acaba nasilmis? Biraz düsünün ve sonra asagisini okuyun.) Arabadan inip anahtari doktora veririm, doktor benim hayatimi kurtardigi gibi yasli kisiyi de hastaneye yetistirip iyilestirebilir. Böylece ben de hayatimin insaniyla otobüs duraginda bas basa kalip onu tanima firsatini elde edebilirim. Bu cevapla o kisi hemen ise alinmis. Insanoglu tabii olarak bencildir, bütün verilen diger cevaplarda kimse arabasini vermeyi akil edememis.
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 03 Eylül 2007, 10:46:46 Gönderen: fiesta73 »
|
Logged
|
|
|
|
|
« Yanıtla #10 : 03 Eylül 2007, 13:26:21 » |
|
|
|
|
« Yanıtla #11 : 03 Eylül 2007, 19:00:40 » |
|
bu soruyu aylar önce başka bir forumda okumuştum ve ozamanda ilk verdiğim cevap arabamı doktora vermekti  Şimdi ben sana "sen başkasın" o kadar fark olsun diyeceğim. Bu kez de beni ciddiye alıp açıklama yapacaksın neden dediğine dair, onun için vazgeçtim ben hiç bir şey söylemedim... :hh: :hh: :puah: :puah:
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
« Yanıtla #12 : 04 Eylül 2007, 10:44:19 » |
|
Sütçü, Birgün çocuk akşam yatarken dua ediyormuş tam o arada babası da kapının önünden geçiyormuş. Cocuk sülalede herkesi saymış işte Allah'ım Annemi koru babamı koru ninemi koru teyzemi, halamı falan derken dedesini unutmuş... Ertesi gün adam kalp krizinden ölmüş... Cocugun babası çok hayret etmiş ve biraz da tesadüf olsa gerek diyerek geçiştirmiş... Bir kaç ay sonra cocuk yine dua ederken bu seferde ninesini unutur ve babası yine kapının önünde dinlier... Ertesi gün sandalyeden düşen ninesi de ölür adam iyice korkmaya başlamıştır... Birkaç ay sonra çocuk yine dua eder... babası yine kapıda... Sans işite bu sefer de babasını unutur... Adam iyice telaşlanır ertesi gün çok korkuyordur ve gün içinde o kadar dikkat etmişdir ki akşama kadar hiç bişey olmamış adama... akşam eve geldiğinde karısına sorar hanım bugün garip bişey oldu mu diye... Karısı hayır der. Adam tekrar sorar yani mahalleden ölen falan yok mu der. Kadın da ha bizim sütcü ölmüş der..................
**************** sarışından mantıklı cevap.... Üç sarışın, detektif olmak üzere polis teşkilatına müracaat etmişler. Yapılması icap eden bir sürü imtihandan birini idare etmek işi Komiser Kâzıma düşmüş. Komiser Kâzım birinci kıza beş saniye müddetle bir dosyadan çıkarttığı bir resmi göstermiş ve; - Söyle kızım bu bir suçlunun resmi, bu adamın bariz ne özelliği var? Bunu ileride nasıl tanırsın?. Kız şöyle bir durmuş ve; - Çok kolay adam tek gözlü. Komiser Kâzım resme bakmış ve; - Kızım bu resim profilden, yani yandan çekilmiş, tabii tek göz göreceksin. Aynı resmi ikinci kıza gösterip aynı suali sormuş ve; - Bana bak diye ilave etmiş, Doğru dürüst bir cevap ver. İkinci kız; - Bu adamı tanımak çok kolay çünkü adamın tek kulağı var. Komiser Kâzım "kızım" diye bağırmış. - Bu resim profilden dedik ya adamın suratının öbür yanını göremiyoruz, Onun için kaç gözü, kaç kulağı olduğunu bilemeyiz. Kâzım üçüncü kıza; - Kızım lütfen akıllı bir cevap vermeye çalış, beni çıldırtma bu adamın bariz özelliği nedir, bu adamı ileride nasıl tanırsın? diye sormuş. Kız; - Bu adam lens takıyor diye cevap vermiş. Komiser Kâzım şaşkın şaşkın resme bakmış, ama adamın lens takıp takmadığını bir türlü anlayamamış. Merak etmiş, adamın dosyasını açıp okumuş, dosyadaki bilğiye göre hakikaten adam lens takıyormuş. Komiser Kâzım üçüncü kıza hayranlık içinde; - Aferin be kızım doğru bilmişsin, şimdi söyle bakalım bu adamın lens taktığını resimden nasıl anlayabildin?. Kız; - Çok kolay tek gözlü, tek kulaklı bir adamın gözlük takacak hali yok ya __________________
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
« Yanıtla #13 : 04 Eylül 2007, 11:24:23 » |
|
Fener ve Zidane --- Bir gün Real Madrid, Fenerbahçe'yle maç yapmak için Istanbul'a gelecekmiş. Binmişler uçağa, Real Madrid'li oyuncular çok üzgün. Zidane kaptan olarak sormuş tabi - Ne o çocuklar yüzünüzden düşen bin parça? Raul demiş ki: - Ya abi fenerle oynamayı hiç istemiyoz. Stata gelmişler. Hala millet surat yapıyor. Zidane arkadaşlarina; - Siz gidin İstanbul'u gezin, ben Fenerbahçe'yle tek basima maç yaparım. demiş. Bunu duyan arkadaşlari sevinçten havalara uçmuşlar. Hemen dalmışlar İstanbul gecelerine. Maç başlamış. Devre arası Real Madrid'li futbolcular stata gelmişler ve skorboarda bakmislar Real Madrid 1:0 önde. Demişler bi Laila yapalım gelelim bari. Maçın sonunda geri gelmişler. Bi bakmışlar skor 1:1. Gitmişler soyunma odasına Zidane'yi kutlamaya, ancak Zidane almış başını iki elinin arasına ağlıyor. - Niye ağlıyorsun, sen bütün takıma karşı tek başına oynadın ve maç berabere bitti. Bu mükemmel bi şey. Zidane cevap vermiş; - Eğer maçın 60. dakikasında kırmızı kart görmeseydim, farka gidecektim. Ben ona üzülüyorum.
Kuzenim FB. li hülya' ya ve fb. sinem'e ithaf olunur...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
« Yanıtla #14 : 04 Eylül 2007, 13:31:49 » |
|
|
|
|
« Yanıtla #15 : 04 Eylül 2007, 13:41:14 » |
|
|
|
|
« Yanıtla #16 : 04 Eylül 2007, 13:49:04 » |
|
3. fıkra ilginçti ama imamlaramı avukatlaramı taş atıldı anlayamadım :-\
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
« Yanıtla #17 : 04 Eylül 2007, 13:53:03 » |
|
fener ve zidane fıkrasıda pek komik gelmedi yafffff ya ben anlayamadım espriyi ya komik değil yanii :o
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
« Yanıtla #18 : 05 Eylül 2007, 18:20:20 » |
|
Baskanlar ABD baskani Bill Clinton,Ingiltere baskani Tony Blair ve Türkiye baskani Bülent Ecevit bir gün bir toplantida bir araya gelmisler.Tabi 3 lider bir arada olurda sormazmi gazeteciler.Önce Clinton'a sormuslar. -ABD de bir memur kaç parayla geçinir?Siz kaç para veriyorsunuz? Clinton: -Valla ben 2 bin dolar veririm.Bin dolari ile geçinirler...Geri kalan bin dolari ne yaparlar,nerede harcarlar hiç sormam... Gazeteci ayni soruyu Blair'de sormus.Blair: -Valla ben memuruma 3 bin sterlin veririm.Iki bin sterlinle geçinir.Geri kalan bin sterlinle ne yaparlar ne ederler beni hiç ilgilendirmez... Sira Ecevit'e gelmis gazeteci ayni soruyu onada sormus. Ecevit: -Valla, Türkiyede bir memurun geçinebilmesi için en az 300 milyon lazim.Ama ben 150 milyonlira veriyorum!Geri kalan 150 milyonu nerden bulurlar,nasil geçinirler beni hiç ilgilendirmiyor!!!
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
« Yanıtla #19 : 06 Eylül 2007, 01:13:14 » |
|
Şapka satarak geçinen bir adamın yolu bir gün bir ormana düşmüş. Adam biraz yürüdükten sonra sıcaktan ve yorgunluktan bunalmış, bir ağacın altına oturmuş. Şapkalarla dolu sepetini de yere koymuş ve uykuya dalmış. Birkaç saat sonra adam tuhaf sesler duyarak uyanmış. Bir de bakmış ki yanındaki sepet bomboş.Şapkalar gitmiş.Kafasını kaldırıp ağaca bakmış ki,ağacın dallarında bir sürü maymun, her birinin kafasında adamın şapkaları... Adam düşünmeğe başlamış:"Ben şimdi ne yapıcam,şapkaları bu maymunlardan nasıl geri alacam?"Düşünceli bir şekilde kafasını kaşırken bakmış ki, maymunlar da adamın taklidini yapıyorlar, kafalarını kaşıyorlar. Adam ellilerini havaya kaldırmış, maymunlarda...derken adam ne yapacağını bulmuş, kendi kafasındaki şapkayı çıkarıp yere atmış,maymunlar da... Adam böylece bütün şapkaları geri almış, sepetine koyup yoluna devam etmiş. Aradan 50 yıl geçmiş...Artık adamın bir torunu varmış, o da dedesi gibi şapka satıcısı olmuş. Günlerden bir gün onun da yolu aynı ormana düşmüş. Hava yine çok sıcakmış ve genç adam bir ağacın altına oturmuş, şapkalarla dolu sepetini yanına koymuş ve uykuya dalmış... Bir saat sonra uyanmış, bir de bakmış ki sepetin içinde şapkalar yok... Derken tuhaf sesler duymuş, bir de kafasını kaldırmış ki ağacın üstünde bir sürü maymun, hepsinin kafasında birer şapka. Düşünmüş... Dedem yıllar once bana bir hikaye anlatmıştı...ne yapacağımı çok iyi biliyorum..." Adam kafasını kaşımaya başlamış, maymunlar da aynısını yapmışlar...Adam ellerini havaya kaldırmış, maymunlar da.. Ve adam gülümseyerek kendi başındaki şapkayı çıkarmış yere atmış... O anda ağaçtaki maymunlardan biri yere inmiş, adamın yere attığı şapkayı kapmış, adama da bir tokat atmış ve şöyle demiş: Sadece senin mi deden var şerefsiz…!!!"
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| |